Rengarenk yapıları, yüzen pazarları ve samimi insanları ile kendinizi Alice’in ‘Harikalar Diyarı’nda gibi hissedeceÄŸiniz bir yer Bangkok…

EÄŸer bizlerin yaÅŸadığı yerler gerçekse, bu ÅŸehir bir masaldan fırlamış olmalı… İşte böyle düşünmüştüm Bangkok’u ilk gördüğümde. Hatta kendimi ‘Harikalar Diyarı’na gitmiÅŸ Alice gibi hissetmiÅŸtim. O kadar garip ve bir o kadar da büyüleyici bir kent ki Bangkok… Burada bildiÄŸiniz bütün kuralları, size sıkıntı veren düşünceleri, yorgunluÄŸu ve stresi ister istemez bir tarafa bırakıveriyorsunuz. Tapınakları; sıcacık insanları; UzakdoÄŸu’ya özgü keÅŸmekeÅŸi ve enfes deniz ürünleriyle insanın gitmemekle hata edeceÄŸi bir yer…

TUKTUK’LA BANGKOK

Tayland’ın baÅŸkenti Bangkok’ta alıştığınız yaÅŸam biçimini uygulayıp, ne gezebilir, ne de iÅŸ yapabilirsiniz. Bilindik anlamıyla eyalet, kent, metropol gibi ölçeklere uymaz çünkü burası. Üç tekerlekli ulaşım aracı triporter’ın adı burada ‘tuktuk’… Bangkok’ta taksi de aynı ölçüde yaygın olmasına karşın, kesinlikle tuktuk’a binmenizi tavsiye ederim. Derin bir gülümsemeyle size bakan sürücünüze, nereye gideceÄŸinizi istediÄŸiniz dilde söyleyin; ya sizi anlamayacak ya da dinlemeyecektir… Mesela siz kutsal Buda Zümrütü’nün saklandığı Phra Gaeo Tapınağı’na gideceÄŸinizi söylediÄŸinizde, o direksiyonu büyük bir gururla Wat Arun’a çevirecektir. ‘Wat’, Tay Budist tapınaklarıdır. Wat Arun da, Bangkok’taki gezilerin en önemli duraklarından biri… Çiçek ÅŸeklindeki milyonlarca porselen parçasıyla süslenmiÅŸ bu tapınak, görkemli yapısıyla Tayland mimarisinin en önemli örneklerinden. Ve bütün ÅŸoförlerin müşterilerini oraya götürme eÄŸilimi var. Buraya birkaç kez götürüldükten sonra, yolları tanımaya baÅŸlarsınız… Belki de Taylandlılar sürekli olarak kızamayacağınız biçimde gülümsediklerinden eÄŸlencelidir bu garip yolculuklar; bir türlü gitmek istediÄŸiniz yere ulaÅŸamasanız bile…

Burada bir parantez; eğer yanınızda şapka getirmediyseniz ilk alacağınız bu olmalı ve tercihen hasır şapka edinmelisiniz. Yoksa Bangkok güneşinin çok sert çarpabildiğini zor yoldan öğrenmiş olursunuz.

5.5 TONLUK ALTIN BUDA HEYKELİ

Tuktukcunuzun da yardımıyla görmenizi tavsiye edeceÄŸim diÄŸer yerlerin başında Wat Trimitr geliyor. İçinde tam 5.5 ton ağırlığında saf altından Buda heykeli bulunuyor. Beyaz mermerleriyle göz kamaÅŸtıran Wat Banjamaborpitr’i de mutlaka ziyaret edin. Kraliyet Sarayı, yani Grand Royal Palace da Bangkok’un bir baÅŸka önemli yapısı. 1782’de inÅŸa edilen saray, 2.5 kilometrekarelik bir alana kurulu. Yüzden fazla binanın bulunduÄŸu saray, deÄŸerli taÅŸlarla süslü anıtlar ve kulelerden oluÅŸan bir peri masalı dünyası gibi… Sarayın çok yakınında bulunan Ulusal Müze de, GüneydoÄŸu Asya’daki en büyük müze unvanına sahip.

GezdiÄŸiniz bu mekânlarda özellikle Buda heykellerine, aÄŸaç oymacılıklarına ve süslemelere göz gezdirin. Biraz dikkat ederseniz, aynı görünen kar taneleri misali, tümüyle ayrı ve benzersiz olduÄŸunu fark edebilirsiniz bu yapıların. Åžehirdeki küçük mabetleri de hesaba katacak olursanız, neredeyse her sokaÄŸa bir mabet düşer ve hepsi de çocuk parkları gibi rengârenk dizilmiÅŸlerdir dört bir yana… Åžansınız olur da karşınıza çırak rahiplerden biri çıkarsa, onu yakalayıp size bir ayin göstermesini de isteyebilirsiniz.

Kenti ikiye bölen Chao Praya Nehri’nde günlük bir tura katılmanızı da öneririm. Bu gezilerin manastır ve mabetleri içeriyor olmasını tercih edin. Böylece hafif salınarak iki kıyıyı izleyebilir, harika fotoğraflar çekebilir ve akşam vakti Bangkok panoraması eşliğinde yemeğinizi yiyebilirsiniz.

YÜZEN PAZARDA ALIŞVERİŞ
Tuktukcuya Çin Mahallesi olarak da bilinen Sampeng’e gitmek istediÄŸinizi söylediÄŸinizde gözleri biraz daha parlayacaktır; çünkü orası ticarethanelerin yüreÄŸinin attığı yerdir. Sokak tezgâhları, envai çeÅŸit ürünü bulabileceÄŸiniz dükkânlar ve elbette eÅŸsiz renklerde giysiler vardır her tarafınızda. ‘Sudan ucuz’ lafı bu ÅŸehir için yaratılmıştır sanki… Giysi, ayakkabı ve çanta almak için en uygun pazar ise, baÅŸlı başına renk cümbüşü olan Patbong gece pazarıdır. KumaÅŸların çok kaliteli, iÅŸlemelerin çok güzel olduÄŸu bu ülkede kendiniz,aileniz ya da arkadaÅŸlarınız için bir göreni bir daha döndürüp baktıran hediyeler bulabilirsiniz. Giysilerin en büyük özelliÄŸi, renklerinin çok uzun süre dayanmasıdır. Bir diÄŸer -ve benim favorim olan- pazarsa,
ÅŸehrin biraz dışında yer alan ‘Yüzen Pazar’dır… Kanallar üzerinde yer alan ve kayıklarla gezilen bu pazarda, siz istediÄŸiniz zaman kayıkçı tezgâhlara yanaşır (bazılarına sizin de fark edeceÄŸiniz üzere biraz daha ısrarlı yanaşır) ve alışveriÅŸinizi yaparsınız. KurutulmuÅŸ tarantulalardan incik boncuÄŸa kadar her ÅŸey vardır bu pazarda. Çok turistik bir mekân olduÄŸu için genelde kalabalıktır; o yüzden buraya sabahın erken saatlerinde gitmek gerekir.
Bu ÅŸehirde alışveriÅŸ, pazarlığı bir alışkanlık haline getirir. Bir malı almak için istenilenin dörtte biri fiyat verdiÄŸinizde, satıcının yine de pazarlık yapıyormuÅŸcasına oyunu sürdürmesi, itiraf etmeliyim ki gizli bir haz vermeye baÅŸlar bir süre sonra. Alacağınızı ucuza temin etseniz bile, pazarlık oyununa hemen alışırsınız ve eÄŸlenceli gelmeye baÅŸlar üstelik… Altını çiziyorum, benim gibi pazarlıktan hiç hazzetmeyen –ve üstelik beceremeyen- insanlar için bile böyledir bu.

AÇIK HAVADA ZİYAFET

Bangkok’a kadar gidip de masaj yaptırmamak olmaz…

Bir, hatta iki saatlik Tay masajıyla kendinizi kuÅŸ gibi hissedeceksiniz. Rahipler tarafından bedenle zihin arasındaki dengeyi hareketsiz meditasyon sırasında saÄŸlamak üzere geliÅŸtirildiÄŸine inanılan bu masaj, dünyadaki en rahatlatıcı ve enerji verici masajların başında geliyor. EÄŸer konakladığınız yerde masaj yaptırma imkânınız varsa, bu fırsatı kaçırmayın. Hem de her sabah… Böylece ÅŸehir turuna çıkmadan önce, bütün kaslarınız esneklik kazanmış olacaktır. Sadece akÅŸamları yaptırılan ayak masajı bile, günün yorgunluÄŸunu atmak için birebir…

Ve gelelim yemeklere… Bir ıstakozun içinden ne kadar et çıkabileceÄŸine inanamazsınız. EÄŸer ıstakoz yemesini bilmiyorsanız, çekinmeden garsonunuzdan göstermesini rica edin. Bu tip yiyecekleri hem ucuz, hem de taze olarak balık pazarlarında bulabilirsiniz. Ayrıca okyanus balıklarını da deneyebilirsiniz, ama deniz balıkları kadar lezzetli deÄŸiller. Kalamar ve ahtapot da deneyebileceÄŸiniz diÄŸer yiyeceklerden. EÄŸer acı ve baharata alışkın deÄŸilseniz, yemekleri sadece haÅŸlanmış ya da sade olarak piÅŸirilmiÅŸ isteyin.

Acı ve baharatı seviyorsanız, bu tür yemekleri açıkhava restoranlarından tutun, Sukhumvit, Siam Square gibi meÅŸhur caddelerdeki lüks restoranlara varana dek hemen her yerde bulabilirsiniz. Konu açılmışken, dünyanın en büyük açıkhava restoranının da burada olduÄŸunu söyleyelim. Guinness Rekorlar Kitabı’na girmiÅŸ Tum Nak Thai… Burada krallara layık bir ziyafet çekerken, aynı zamanda Tay geleneksel dans gösterilerini de izleyebilirsiniz.

Bu ÅŸehri çok seveceksiniz. Karmakarışık olmasına, çevrenizdeki herkesin çocuk gibi görünüp çocuk gibi davranmasına, sürekli kaybolmaya, kalabalığa, seslere, renklere ve kokulara alıştığınızda dünyada bu kadar naif çok az yer olabileceÄŸini de anlayacaksınız…