Bir zamanlar Ümraniye tamamen ormanlarla kaplı idi. Her yer orman, ağaç ve yeşil idi. Her taraf yemyeşil ağaçlarla cennetten bir parçaydı. Çünkü iklim orman yetişmesine elverişli durumdaydı. Tarihi kaynaklara göre Ümraniye’ ye ilk yerleşenler Frigya’ lılardır. Çam ağacını kutsal kabul eden Frigyalılar küçük ve Büyük Çamlıca’ dan başlayarak Alemdağ ve Kayış Dağı’ na kadar bütün araziyi çam ormanlarıyla donatmışlardı. Sonraki yıllarda Ümraniye’ nin bulunduğu yerler Romalılar ve Bizanslılar’ ın egemenliğine geçmiştir. Harun Reşit, ordularıyla 782 yılında Krizepolis (Üsküdar) önlerine kadar gelmiştir. Bir sene burada kaldıktan sonra 783 yılında Bizans İmparatoriçe’ si ÎREN’ in ordusuna mağlup olmuş, bunun sonucunda her sene Bizanslılar’ a 70.000 altın vermeye zorunlu kalmıştır. İlçemiz, toprakları Bizanslılar’ la Müslüman ordular arasında zaman zaman el değiştirmiştir. Anadolu’ yu Müslüman yapan ve Türkleştiren ilk devlet Danişmentliler Devletidir. Danişment oğulları Bizans topraklarına kadar sızmışlar. Alemdağ’ nın üstünde bir kale yapmışlardır. Danişment Gazi’ nin arkadaşı Sultan Turasan Bizanslar’ a karşı bu kalede çok defa savaşmış ve Anadolu’ dan beklenen yardımı alamayınca burada öldürülmüştür. Selçuklular İznik’ e kadar gelmiş, bu şehir alınmış ve bu şehri ilk başkent yapmışlardır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde padişah olan Orhan Gazi Bölgemizi Osmanlı topraklarına katmıştır. İlçemizin ilk adının “Yalnız Selvi” olduğu söylenmektedir.

17. Yüzyıl başlarında o devrin padişahı 1. Ahmet tarafından Şeyh Aziz Mahmut Hüdai’ ye vakfedilmiştir. Cumhuriyet dönemine kadar Bulgurlu’ ya kadar olan bölge bu vakfın malı olarak Üsküdar’ a bağlı kasaba olarak kalmıştır. Ümraniye’ ye ilk ad olarak Yalnız Selvi demelerinin sebebi birkaç mezar ve birkaç selvi ağacının ve orman arasında birkaç evin bulunmasıdır. Ümraniye’ de ilk yerleşenler Balkan Savaşları’ ndan sonra, önce Batum’ dan ardından da Yugoslavya ve Bulgaristan’ dan göçmenler gelmiştir. Bundan dolayı bir süre de “Muhacir Köy” olarak şöhret bulmuştur. 1960 yılına kadar köy olarak kalan Ümraniye, Organize Sanayi Bölgesi olarak ilan edilmesinden sonra yoğun göçlere maruz kalmıştır. Belediye ilk defa 1963 yılında kurulmuştur. İstanbul’ un en hızlı kentleşen ve nüfusu hızla artan; köy ve yöre geleneklerinin de aynen muhafaza edildiği ilginç bir kentleşme örneğidir Ümraniye…. 1980 ihtilali ile Ümraniye Belediyesi fes edilerek Üsküdar’ a bağlı şube müdürlüğüne dönüştürüldü. 1987 yılında ilçe olan Ümraniye’ de ilk yerel seçim 1989 yılında yapıldı. Bugün ilçemiz 14 mahalle ve 650.000 (Belediye Nüfusu 450.000) Nüfusuyla Anadolu şehirlerinin pek çoğundan büyük bir yerleşim alanıdır. Halen 6 belde ve 4 köyü mevcuttur. 22 bin hektarlık bir yerleşim alanına sahiptir. Ümraniye, ekonomik çeşitlilik açısından zengin bir yöredir. Küçük imalat sanayisinden konfeksiyona, yedek parça ve ağaç ürünleri üretimine kadar çeşitlilik göstermektedir.

ÜMRANİYENİN ANLAMI; Ümran sözcüğü Arapça’ dır. Topluluklarda mutluluk, saadet, refah anlamına gelir. Esas anlamı kalkınmış, gelişmiş, bayındırlaşmış, yaşayış koşullarının uygunlaştırılması için üzerinde çalışılmış olan yer. Bazı kaynaklarda ise; Ümran (Ar) 1- Bayındırlık, bayındır olma, bir yerin tamamiyle meskün ve yeterince işlenmiş olması, 2- Medeniyet, terakki, refah. Umran= Ümrandır.

Tuzla (Yayla-Postane-İstasyon-Cami), İstanbul Metropolünün yapı ve doğal güzelliğini koruyabilen sahil yerleşimlerinden biri olarak İstanbul İlimizin doğu sınırında yer almaktadır. Tarihin ilk çağlarından beri bir yerleşim yeri olan Tuzla’nın J.Pargorire (1872-1907) Dymotionlu Stophanes’in eserindeki İzmit Körfezi ile ilgili metninde Akritas Burnu adı ile bilindiği ve buranın bir Rum Balıkçı Köyü olduğu, bir zamanlar İzmit ve İstanbul arasında gidip gelen korsanlara üst olduğu, bu devirlerde Aydost’taki Bizans Beyi tarafından etrafı kale ile çevrildiği ve Abdurrahman Gazi zamanında Türklerin eline geçtiği bilinmektedir. Burası gemilerin kalafat yeri ve limanı olmuştur. Osmanlı İmparatorluğunun son yıllarına kadar burada Rumlar ve Türkler içiçe yaşamışlardır. Tuzla, Osmanlı İmparatorluğunun son yıllarında Üsküdar’a bağlı bir belde iken 1908 yılında Türkiye’nin ilk köy beldesi olmuştur. Lozan Antlaşması ile Selanik’ten gelen Türklerin Tuzla’ya yerleşmesi ile Rumların çoğunluğu Yunanistan’a gitmişlerdir. 1936 yılında müstakil belediye olan Tuzla 1951 yılında Kartal İlçesine bağlanmış, 1987 yılında Pendik İlçesinin kurulması nedeniyle Pendik İlçesine bağlanmıştır. Tuzla, 03 Haziran 1992 gün ve 21247 Sayılı Mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulunun 27 Mayıs 1992 gün ve 3806 Sayılı Kararı ile Pendik İlçesinden ayrılarak Tuzla adı altında müstakil bir ilçe olmuştur. Tuzla’nın cadde ve sokaklarında, evlerin bahçelerinde çok sayıda Bizans devrinden kalma mimari elemanlara rastlanmaktadır. 1972 yılında yapılan ilk tarihi kazıda Bizans Devri Kilisesi ortaya çıkarılmış, ikinci kazıda ise Ekrembey Adası’nda yapılmış olan Saint Andre Manastırı ortaya çıkarılmıştır. İncir Adası’nda Hagios Gikara Manastırı, Tuz Burnunun kuzeyinde yarımadada Hagios Geogios Manastırı bulunmaktadır. Tuzla’da yedi kilise ve Padişah 1.Ahmet zamanında yapılan bir camii tarihi eser olarak bulunmaktadır. Orhanlı köyümüz 600 yıl kadar önce kurulmuş ve Aydınlı Mahallesinin de aynı yıllarda kurulduğu bilinmektedir.

Devamını okuyun »



Sayaç

eXTReMe Tracker