Şile, istanbul metropolünün gürültü ve keşmekeşin den, trafik ve stresinden uzak güzel, şirin bir ilçemizdir. Şile, Marmara Bölgesinin kuzey doğusunda, Karadeniz kıyısından yani yeşilin içinden mavi denizlere açılan İstanbul’un kuzey penceresidir. Son nüfus sayımına göre (22 Ekim 2000) Şile ilçesinin genel nüfusu 32.923′ tür. Bunun 10.571 kişisi ilçe merkezindedir. Geri kalan 22.352 kişi Ağva dahil 58 köyde yasamaktadır. 58 köyün 38 mahallesi, ilçe merkezînin de 4 mahallesi vardır. Şile ilçesi köyleri Merkez, Ağva, Yeşil vadi, Teke bucaklarına bağlıdırlar. Km2′ ye 45 kişi düşer. Yunanca bir kelime olan “Şile” nin anlamı yaban çiçeğidir. Şile adını bir bitki türü olan “mercanköşk” ten alır. Tarihin, akışı içerisinde incelendiğinde Şile, MÖ 7. yy’ da Miletli denizciler tarafından kurulmuş ve o günden bugüne çeşitli uygarlıklara ev jsahipliği yapmıştır. Ayrıca Şile tarihinde Lidya, Pers, Galat, Roma, Selçuk, Latin, Bizans, ve Osmanlı imparatorlukları da yer almıştır. İlk yerleşenlerin Bitinler olması nedeniyle Anadolu uygarlıkları içinde bu bölgeye Bitinya da denilmektedir.

Sultanbeyli’nin tarihi 6. yüzyılın başlarına kadar uzanmaktadır. Uzun yıllar Roma ve Bizans İmparatorluğu yönetiminde kalmıştır. Sultanbeyli 1328 yılında Orhan Gazi’nin emriyle Abdurrahman Gazi ve Konur Alp Komutasındaki Osmanlı Ordusu tarafından feth edilmiştir. Fetihten sonra Abdurrahman Gazi Aydos Kalesi Tekfurunun kızı ile evlenmiştir. Bu evlilik gerek Türklerin gerekse Rumların hafızalarından uzun zaman silinmeyen izler bırakmıştır. Bu hatıranın izlerini taşıyan Aydos Kalesinin kalıntıları hala mevcuttur. Sultanbeyli hakkında Tevarihi Ali Osman, Kitab’ı Cihannüma gibi ünlü eserlerde de bilgiler bulunmaktadır. Sultanbeyli deki arazilerin esas maliki Osmanlı Devletinin ilk Denizcilik Bakanı olan Hasan Hüsnü Paşadır. II. ABDÜLHAMİD, kendisine yaptığı hizmetlere karşılık olarak Hasan Hüsnü Paşaya Sultan Beyliği Çiftliğini ulufe olarak vermiştir. Bu tarihi gerçek Hasan Paşanın 1910 yılında yaptırmış olduğu Osmanlıca haritada ortaya çıkmaktadır. Hasan Hüsnü Paşa 1922 yılında vefat edince oğlu tarafından maliki olduğu bu arazilerin tapuları isimli Yahudi’nin eline geçmiş, Frans Flipson’nun varisleri tarafından da bu gün ki hissedarlara satılmıştır. Ayrıca 1945 yılında Bulgaristan dan gelen göçmenler yerleştirilmiş ve bunlara tapu verilmeyip, zilyet verilmiştir. 1945 yılında Sultanbeyli deki arazilerin 7500 dönümlük bölümü kamulaştırılarak bu göçmen vatandaşlarımıza dağıtılmıştır.

Devamını okuyun »



Sayaç

eXTReMe Tracker